Mükellefin şahsına ait otomobilini ticari işletmesine kiralayabilir mi?
Mükellefin şahsına ait binek otomobilini yine kendisi ile sözleşme yaparak ticari işletmesine kiralaması durumunda

söz konusu araca ilişkin giderlerin safi ticari kazancın tespitinde dikkate alınıp alınamayacağı uygulamada tartışmalara ve farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Konuya ilişkin Maliye Bakanlığı tarafından verilen bir özelgede söz konusu kiralama nedeniyle ticari kazancın tespitinde herhangi bir indirim yapılamayacağını belirtmiştir. Söz konusu özelgenin özeti aşağıdaki gibidir.
Bilindiği üzere

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu



nun 40. maddesinde

safi kazancın tespitinde indirilecek giderler sayılmış olup; 5 numaralı bendinde kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre

binek otomobile ait giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak gösterilebilmesi için otomobilin işletme tarafından kiralama yoluyla edinilmesi veya işletmenin aktifinde kayıtlı olması ve işte kullanılması gerekmektedir.
Ancak

Borçlar Kanunu



nun 1. maddesinde

quot;İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun rızalarını beyan ettikleri takdirde akit tamam olur.

quot; hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan

sözleşmenin sözlük anlamı

quot;Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin

kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem

bağıt

akit

mukavele

kontrat

quot; kira sözleşmesinin sözlük anlamı ise

quot;Kiralama işinde karşılıklı yükümlülükleri belirten resmi belge

kira kontratı

quot; şeklindedir.
Yukarıda verilen kanun hükmü ve sözlük anlamlarından da anlaşılacağı gibi

kira akdi

borçlar hukukunu ilgilendiren ve dolayısıyla eşitler arasında meydana gelen ve borç ilişkisi adı verilen hukuksal sonuç doğuran bir işlemdir. Diğer bir ifade ile borç ilişkisi kavramı özel hukuk açısından tanımlandığında

alacaklı ve borçlu adı verilen iki taraf arasında meydana gelen ve borçlu olan tarafın alacaklıya karşı belli bir davranış biçiminde (edimde) bulunmakla yükümlü olduğu

alacaklının da borçludan bu davranış biçiminin yerine getirilmesini isteyebileceği (ifayı talep edebileceği) hukuksal bir bağdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere

kişinin kendisiyle karşılıklı iki taraf olması ve kendisi ile hukuki sonuç doğuracak sözleşme yapması mümkün olmadığından

bu şekilde yapılan bir sözleşmeye dayanarak mükellefin şahsına ait aracın giderlerinin safi kazancın tespitinde dikkate alınması mümkün bulunmamakla birlikte

aracın işletmenin aktifine alındığı tarihten itibaren şahsi işlerde kullanılmamak ve sadece ticari işletme işlerinde kullanılmak şartı ile gider ve amortismanlarının ticari kazançtan indirilebileceği tabiidir.(Maliye Bakanlığı Özelgesi 13.04.2007 Tarih ve B.07.1.GİB.0.40/4015-33893 Sayı )