2011 yılı mali tatili 1 Temmuz’da başlıyor. Mali tatilin gerekliliğinden

getirilen tatilin eksik yönlerinden

olması gereken tatil şeklinden çok bahsettik bugüne kadar. Bu yazıda ise mali tatili en çok hak edenlerden

muhasebeci ve mali müşavirlerden yani meslek mensuplarından bahsetmek istiyorum.
Muhasebecilik

bütün gelişmiş ülkelerde çok önemli ve hatta prestijli bir meslek iken bizim ülkemizde ne yazık ki hak ettiği değeri hiç bir zaman görmedi. Mali sistem özünde mükelleflerle idarenin karşı karşıya olduğu bir yapıdır.
Bu yapıda mükellefi meslek mensubu

idareyi de vergi dairesi çalışanları ve inceleme elemanları temsil ederler. Ama meslek mensupları ne bütün yükünü çektikleri mükellefler nezdinde ne de idarenin bu iki grup temsilcisi karşısında takdir edilirler.
Mükellefler açısından muhasebe birimi ve muhasebeciler son derece gereksizdir. Muhasebeci bordroluysa verilen maaş; büro sahibiyse ödenen makbuz (o da düzenli ödeniyorsa) göze batar hep.
İşyerindeki diğer çalışanlar ya üreterek ya da satarak firmaya katkıda bulunurken muhasebeciler fazla vergi çıkararak bir de zarar verirler üstelik!Ah şu defter tutmak vergi vermek zorunlu olmasa iş yapmak ne güzel olacaktır halbuki.
Vergi daireleri açısından ise meslek mensupları yürüyen birer evraktır ve her evrak iş yapmak demektir ne yazık ki.
O koltukta oturmanın vatandaşa hizmet amaçlı olduğu

meslek mensubunun da en azından vatandaşın temsilcisi olduğu göz ardı edilir. Terslenir

azarlanır meslek mensupları. Duvarlar onlara hitaben “nazik” yazılar asılmıştır. Örneğin “Yaka kartları takılacak”

örneğin “Muhasebecilerin banko arkasına geçmemesi”
İnceleme elemanlarıysa meslek mensubunu muhatap bile almazlar. İncelemeye başlanacağı ne muhasebeciye ne müşavire haber verilir. Bilgi almak için mükellef çağrılır

lütfedilirse muhasebecinin içeri girmesine izin verilir. Oysa o soruyu mükellefe sorar

mükellef dönüp meslektaşa sorar. Kendi iddiasına dayanarak vergi ve ceza ister

meslek mensubuna sorumluluk yazar ama savunma alma gereği bile duymaz.
Tüm bu sorunlara

bu kaprislere rağmen bıkmadan yılmadan çalışırlar muhasebeciler. İdarenin yükledikçe yükler angaryayı sırtlarına.Yıllardır mücadele edildi

bir mali tatilimiz olsun diye.
Oldu da nitekim.
2007 yılında uygulanmaya başlandı.
Bu Kanun bile iyi davranmadı sevgili meslektaşlarıma. Tatil dediğin kapar büroyu gidersin. Bizim mali tatilimiz bazı vergilerin beyannamesini erteliyor bazılarınınkini ertelemiyor.
Dayanın dostlar.
Yeni Ticaret Kanunu devreye girince görecek herkes Hanya’yı Konya’yı. O zaman anlaşılacak mesleğin gerçek önemi. Ama bizde ihmal etmeden kendimizi hazırlayalım bir an önce.
Hadi mali tatiliniz kutlu olsun.